Bugün Kadıköy’ün en hareketli saatlerinde Kalamış’tan çıktım, hafif esintiyle tenime yapışan dar elbise hâlâ tenimde. Söğütlüçeşme’ye indiğimde adım adım Bağdat Caddesi’ne yöneliyorum; ışıklar, vitrinler ve acele adımlar arasında kendimi bile daha canlı hissediyorum. Akşamın ilk saatlerinde Moda’nın dar sokaklarında kaybolmak, sonra ansızın bir kapının ardında kendimi yeniden keşfetmek hoşuma gidiyor.
Benimle geçireceğin saatler, yalnızca sıcak bir temas değil; aynı zamanda yavaş yavaş yükselen bir gerilim. Parmak uçlarımın boynunda gezindiğini, dudaklarımın kulağında nefes aldığını hayal et. İstediğin kadar yakından bakabilir, istediğin kadar uzun süre sarılabilirsin. Bütün bu şehir telaşı içinde bir süreliğine yalnızca ikimizin olduğu bir köşeye çekilmek, Kadıköy’ün o akşamüstü ışıklarında bile daha fazla ısınmak istiyorum.
İstersen Caddebostan sahilinde yürüyüp Acıbadem’e doğru uzanan yollarda kaybolabilir, istersen de sessiz bir rezidans katında, dışarıdaki…
